Okan Bayülgen ile ‘Richard’ı, ‘Drakula’yı ve ülkenin sorunlarını konuştuk: İktidar entelijansiya ile iyi geçinmeli!

“Amadeus” oyununda Mozart karaterindeki başarısıyla çok konuşulan Okan Bayülgen, “Richard” ile daha çok dikkat çekti. Okan Bayülgen’in yazıp yönettiği, W. Shakespeare’in “Richard”ı yaz sezonunda açık havada sahnede olacak. 

29 Temmuz’da saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelenecek oyun Bursa, İzmir ve Antalya açıkhavada yolculuğuna devam edecek. Bayülgen ile yeni projesi “Drakula”yı, “Richard” ile Shakespeare’i ve ülkenin sanat sorunlarını konuştuk. 

  • Neden Shakespeare? 

Çünkü Shakespeare tiyatro kütüphanesinin en önemli yazarıdır. Tiyatro kütüphanesi derken, tiyatrocuların, sinemadan farklı olarak sürekli tekrar ettikleri, sürekli sırtlarını dayadıkları ve öğrenmekle, bilmekle, takip etmekle yükümlü oldukları kütüphaneden söz ediyorum. Neden bir kütüphanesi var? Çünkü bu kütüphane, bu piyesler yıllardan yıllara aktarılıyor ve bir tiyatro öğrencisinin ya da tiyatro meraklısının, tiyatro seyircisinin mutlaka bilmekle yükümlü olduğu bir kütüphane bu! Neye benzetebiliriz? Opera ve bale librettolarına da benzetebiliriz. O yüzden tiyatro seyircisi, iyi tiyatro seyircisi mutlaka Shakespeare bilir, onun oyunlarını takip eder. E konuyu bildiği halde neden tekrar, tekrar bu oyunlara gider? Çünkü nasıl bir performans gösteriyor oyuncular, nasıl yapılmış sahne düzeni, ne kadar etkileyici ya da yönetmen nasıl bir sahneye koyuş gerçekleştirmiş, nasıl bir uyarlama gerçekleştirmiş, bunun için! 

  • Neden “Richard”? 

Richard’a gelince… Richard, Shakespeare’in trajik oyunlarından, trajik iki dörtlemesinden bir tanesidir. Neredeyse TV dizisi gibi zamanında yazılmıştır. Ve Richard 3 oyunu, çok kayda değer bir oyun olmasa da çünkü Shakespeare’in amatör oyunlarından biri olarak kabul edilir. Fakat Richard karakteri öylesine ilginçtir, öylesine ilham vericidir ki yıllar yılı artık oyunun konusunu zaten bilen seyircilere, ‘Bakalım bugünden bakıldığında nasıl farklı yorum getirilmiş, nasıl farklı bir uyarlama getirilmiş’ böyle bir karakterdir. Ve seyirciye büyük ilham verir. Richard üzerinde hem tarihi tezler yazılmıştır hem sanatsal tezler yazılmıştır. 

  • Shakespeare’in birçok yapıtı için bu yapılmıştır. 

Birçok felsefeci Richard karakterini derinlemesine incelemiştir. Freud örnekse psikiyatrik incelemeler yapmıştır. Bugün birçok dijital platformda seyrettiğimiz savaş filmleri, krallıkla ilgili filmler, tarihi filmler, dokümanteriler bütün bunların içinde Richard’ı görürüz. Yani oyun, çok önemli bir oyunu değildir Shakespeare’in, en azından Hamlet ya da Kral Lear ya da Macbeth ile karşılaştırıldığında… Ama Richard karakteri neredeyse Shakespeare’in birçok karakterinin önüne geçer. Belki birçok tiyatro sever onu, Hamlet karakterinden, Macbeth karakterinden daha ilginç bulur.

  • Tiyatro kökenli olduğunuzu biliyorum. Ama çok uzun yıllar tiyatro yapmadınız neden?

Evet, tiyatro kökenliyim, yani konservatuvar mezunuyum. Yüksek lisans yaptım yine Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Devlet Tiyatrosu’nda çalıştım 4 sene! Fakat sonra istifa ettim.  Bu istifamın birçok nedeni var ama anlatılacak çok mühim bir nedeni yok. Devlet Tiyatrosu’na karşı, tiyatrocu arkadaşlarıma karşı her zaman saygılı ve sevecen bir hayat sürdüm. Medyada programlar yaptığım sürece, programlarımda mutlaka tiyatrocular oldu, ağırlıkla tiyatrocular oldu. Kendi işimden tiyatroyla ilgili yapabileceğim şeyleri yaptım. Bir süre Ferhan Şensoy abimizle çalıştım. Bazı arkadaşlarımın oyunlarını sahneye koydum ama tiyatrodan uzak bir hayat sürdüm. Sonra birçok karşılaşmayla beraber örnekse Amadeus oyununda Mozart rolünün önerilmesi, Selçuk Yöntem ile çok değerli abimle beraberliğimiz beni tekrar tiyatroya yöneltti. Tabii bunda medyanın çöküşünün de önemli bir etkisi oldu. Bugün ulusal kanal dediğimiz dizi kanalları artık talk-show üretemiyorlar, artık bunları yaptıramıyorlar hatta bunlar için bütçeleri bile yok, bunlar sadece dizi kanallarına dönüştüler. Nerede benim tarzımda şovlar yapılabilir, haber kanallarında! Ben de, haber kanalların da, şu anda TV100’de bu programları sürdürüyorum. Tabii bir haber kanalı standartları içerisinde yapılıyor. Eski ulusal kanallarda yaptığımız şovlar gibi olmuyor bunlar ama yine de buradaki iletişimi, bu tür sohbet programlarını sürdürebiliyorum. Yine tiyatrocuları ağırlıyorum. Ama bu sefer ben de oyunu olan bir tiyatrocu olarak bu programları yapıyor oluyorum.

‘MERAKLA BAKAN BİR ÇOCUK GİBİYİM’

  • Artık sadece tiyatro sahnesinde mi olmak istiyorsunuz?

Artık sadece tiyatro sahnesinde olmak diye bir şey söz konusu değil, diğer yaptığım işleri fotoğraf ve medyayı ve kendi kabaremde birçok şey üretmeyi, seslendirmeyi, böyle bir multi disipliner dediğimiz,  multitask (çok görev) diye de söylenen bir üretim biçimim var. Birçok şeyi bir arada yapmak ve hayatımı sürdürmek gibi…

Sadece, tiyatro sahnesinde olmak isteyecek kadar çok seviyorum tiyatroyu. Benim oyuncu arkadaşlarımdan ayrı kaldığım bu 30 seneye yakın hatta 30 seneden de fazla belki süreç içerisinde, herkes birbiriyle evlendi, boşandı, kavgalar ettiler, arkadaş oldular filan… Ben her şeye yeni başlayan amatör gibiyim onların yanında. Richard birçok ödül aldı. O ödülleri aldığım zamanda beni zaten tanıyan seyirciye “Merhaba ben Richard oyunundan Okan Bayülgen, teşekkür ederim bana bu ödülü verdiğiniz için” filan gibi şeyler söyledim. Burada kendimi bir başlangıç, bir yeni gelen olarak görüyorum. Bu da bana heyecan veriyor. Bu geçtiğimiz 30 senede, kimseyle kavga etmediğim, kimseyle evlenip boşanmadığım, kimseye karşı diş bilemediğim için her şeye yepyeni ve merakla bakan bir çocuk gibiyim.

‘AYDIN KESİMLE BARIŞIK OLMALI’

  • İktidarın sanata ve sanatçıya bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir iktidar mutlaka entelijansiyayı (aydınlar grubu) yani ülkenin önde gelen aydınlarını korumak ve yükseltmek zorundadır. Çünkü bir ülkede iktidar, aydın kesimin desteği olmadan köklenemez ve iktidarını gerçekten kuramaz. En önemli şey sanatçıların desteklenmesidir. Sanatçılar derken sadece sanatçılar değil tabii ki akademisyenler bütün bir entelijansiya diyeceğimiz çevre. Bir iktidar entelijansiyaya düşman olamaz, entelijansiyala hesaplaşamaz, entelijansiyaya diş bileyemez. Bunun tersi de güzel değildir, entelijansiyanın iktidara diş bilemesi de güzel bir durum değildir. Mutlaka o ülkenin kültürel yapısı oluşturulmalı ve sürdürülmeli, bu yüzden de iktidar mutlaka aydın kesimle barışık olmak zorundadır. İktidar yazarı diye iktidar akademisyeni diye iktidar gazetecisi diye bir şey olamaz. Çünkü bu kurumlar, bu kurumsal yapılar ya da tek tek entelektüel bireyler birincil olarak iktidarı, hayatı, sosyal hayatı, devlet yapısını eleştirmekle daha iyisini istemekle yükümlüdürler. Dünyada, tarihte, ne bir tarihçi vardır ne bir filozof ne bir ressam ne bir yazar ki iktidarın yaptığı her şeyden memnun olsun, teşekkür etsin, ona duacı olsun. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Bu ne Rus devrimini yapan Sovyetler Birliği’nde mümkün olabilmiştir ne Amerikan Birleşik Devletleri’nde mümkün olabilmiştir. Hatta çok müthiş hikâyeler ortaya çıkaran Küba Devrimi’nde de olamamıştır.

‘HESAPLAŞMA EKSİYİ GETİRİR’

Bütün iktidarlar sanatçılarıyla, düşün insanlarıyla hesaplaşmışlar ve bu hesaplaşma onlara hep eksi getirmiştir. Şimdi bir yandan baktığımızda bugün, konuyu Richard’a getireceğim, Shakespeare’in ‘3. Richard’ı yazması var olan Tudor Hanedanı’na bir yaranma amacı taşır. Yani ortada bir Richard gölgesi vardır, yüzyıl geçmiştir Richard katledileli ama Tudor Hanedanı yerinde rahat değildir. Ve yüzyıl önceye dönük olarak da bu kral sadece iki sene tahtta kalabilmiş olan kral Richard’ın lanetlenmesi, bir sakat, bir çirkin insan olarak gösterilmesi gerekmektedir. Çünkü Tudor’lar York’lardan hâlâ çekinmektedir. Shakespeare ödevini yerine getirir. Ve korkunç bir Richard profili çizer, çok kötü bir oyun ortaya çıkar, ısmarlama yazıldığı için ama bir yandan da bütün dünyaya beş yüz yıl sürecek bir Richard karakteri armağan eder. Bu açıdan Shakespeare’e hem söveriz, hem de Shakespeare’i çok överiz. Dolayısıyla bence bütün dünyada iktidar ve o ülkenin akademik ve kültürel insanları beraber yürümek, birbirleriyle asgari bir uzlaşma içinde olmak zorundadırlar diye düşünüyorum.

“DRAKULA” SAHNEYE GELİYOR!

  • “Drakula”yı sahleneyeceğinizi duyduk biliyoruz. Yeni projenizden söz edebilir miyiz?

Yeni projem Drakula… Bram Stoker’ın Drakula romanını yeni bir uyarlama, bugünden bakışla sahneye taşımak istiyorum. Bu tamamıyla özgün bir iş olacak. Müthiş insanlarla çalışacağız, müzikli bir oyun olacak. Yeni yılda, ocak ayından itibaren sahnelemeyi planlıyoruz. Bu arada kulağıma geliyor ki bir başka kurum da bir Drakula müzikali üzerinde çalışıyormuş. O, tahmin ediyorum bilindik, dünyada daha önce oynanmış bir müzikal prodüksiyonun ülkemizde sahnelenmesi… Bu habere o kadar çok sevindim ki! Çünkü ne kadar güzel, bir ülkede sanatçılar, yapımcılar, bir şeyin vaktinin geldiğini aynı anda hissediyorlar ve bunu ortaya koyuyorlar. Yani bizim Richard’ımızda olduğu gibi… İstanbul Tiyatro Festivali’nde Işıl Kasapoğlu’nun seçkisiyle iki “3. Richard” birlikte oynadı.  Bunlardan bir tanesi Hakan Gerçek abimizin tek kişilik oyunu 3. Richard, bir diğeri de bizim 3. Richard prodüksiyonumuzdu. Bu sevinç verici! Seyirci içinde çok ilginç olacağını düşünüyorum. Çünkü Drakula’da, iki farklı Drakula’yı seyircinin gidip iki büyük prodüksiyon olarak izlemesi, arasında tartışması bu da müthiş, müthiş bir şey! Ben aylardır, Drakula yapacağım deyip, TV’den, basından, birçok yerden bunu duyurdum ama kendimi yalnız hissediyordum şimdi ne kadar güzel ki tatlı, tatlı rekabet edeceğim bir Drakula daha olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx