2021 şifresi; İhtiyatlı iyimserlik

Halbuki, “tüm dünyada büyüme özürlü bir yıl” olarak tamamlanan 2019 grafiğinin, bu sene telafi edileceğine dair ciddi projeksiyon ve beklentiler ile yola çıkılmıştı. Şimdi, zarar-kayıp envanterine ilaveten, bunların; kalıcılık ve onarım boyutlarını da hesaba katma zarureti, tüm dünyanın ertelenemez gündemi haline gelmiştir.

2021 yılının sosyo-ekonomik açıdan öne çıkan teması; NORMALE DÖNÜŞ – NORMALLEŞME olacaktır. Genel-geçer bir ifadeyle, ekonomiler için tekrar ayakları üzerinde dikilebilme ( bounce-back) süreci her daim çalışılacak; tartışılacak ve izlenecektir.

Covid-19 ters konjonktürüne yakalanan ekonomilerin farklı gelişmişlik düzeyi ve mücadele imkan ile birikimlerine sahip oldukları gerçeği, normalleşme sürecinde ayrışma handikapını adeta dayatıyor; kaçınılmaz hale getiriyor. Nitekim, gelişmiş ülkelerin, pandemiyle mücadeleye ayırdıkları kaynak, an itibarıyle, azgelişmiş ekonomilerin gerçekleştirdiklerine oranla kırk mislinden daha fazla bir düzeye ulaşmıştır. Üstelik, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nun ortak aşı geliştirme inisiyatifini kadük hale getiren ve “gemisini kurtaran kaptan” yaklaşımını benimseyenler de gelişmiş ülkeler olmuştur! Elbette, aşının geliştirilmesi ve dünyada aşılama programlarının başlaması, olumlu bir nota kabul edilmekle beraber, normalleşme sürecinin garantili ve kesin çözüm getirici bir çaresi değildir.

Anlaşılıyor ki; 2021 yılında dünya çapında normalleşme kulvarında farklı seyirler izlenecek; kimi ekonomiler diğerlerine göre “pozitif ayrışma” yaşayacaklardır. Bu durumu tespit ve ifade etmek, işin akış ve seyrini anlamaya kafi değildir; sınanabilir, ayakları yere basan öngörü modellerine ihtiyacımız vardır.

Euromonitor tarafından geliştirilip, pandemi konjonktürünün ilk anlarından beri gelişmeleri; normale dönüş ekseninde izleyen Recovery Index (Düzelme Endeksi),sade ve tutarlı yapısı ile bu konuda anlaşılabilir ve farkındalığı arttıracak bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Buna göre, beş ana faktör temelinde oluşturulmuş ve ağırlıklandırılmış bir endeks modeli takip ediliyor ve ekonomideki her çeyrek (3 aylık) dönem için hesaplamalar yoluyla normalleşmenin nabzı tutulmaya çalışılıyor:

EKONOMİK AKTİVİTE ; ekonomide yaratılan tüm mal ve hizmetlerin toplamı olarak Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) temelinde ekonomik BÜYÜME performansı ( Endeks Ağırlığı : %20 )

İSTİHDAM ; çalışan nüfus ve tam ile kısmi çalışma oranları ( Endeks Ağırlığı : %20 )

TÜKETİM HARCAMALARI ; hanehalkı tüketim harcamaları ( Endeks Ağırlığı : %25 )

PERAKENDE SATIŞLAR ; mevsimsel etkiden arındırılmış ciro ( Endeks Ağırlığı : %25 )

TÜKETİCİ GÜVENİ ; standardize tüketici güven endeksleri ( Endeks Ağırlığı : %10 )

Elimizde bulunan üçüncü çeyrek verilerine göre modeli çalıştırdığımızda; bu kulvarda önde koşan, pozitif ayrılan dünyadaki on ülke arasında Türkiye yer almakla beraber, ilk üç sıradaki klasman; Çin, İsveç ve İsviçre tarafından paylaşılmaktadır. Burada, 2019 yılını dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme oranı ile tamamlayan ülkemiz bakımından “baz etkisinin ters çalıştığına” ve ilk üçe girmeyi engellediğine işaret etmeliyiz.

Türkiye, tüketime açık ve iştahlı dinamik nufüsu ; önümüzdeki yıla ait reform temelli yeni duruş ve icraat beklentileri temelinde,2021 yılını İHTİYATLI İYİMSERLİK platformu üzerinde karşılamak ayrıcalığına sahip ülkeler arasında yer alıyor. Şimdi mesele, beklenti yönetiminin gereğini yapmaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir